Mesnevî’den Bir Hikmet – 1. Bölüm
Bazen insanın dili eksik kalır.
Kalbinde yananı kelimeler taşıyamaz.
Kimi zaman bir dua, edebe uygun görünmese bile samimiyet taşır.
Kimi zaman da kusursuz görünen sözler, ruhsuz ve soğuk kalır.
İşte Mesnevi’de anlatılan çoban hikâyesi,
bize tam da bunu hatırlatır.
Çölde Yükselen Ses
Bir gün Musa aleyhisselâm çölde yürürken,
yanık bir ses işitti.
Bir çoban,
bütün saflığıyla Allah’a sesleniyordu:
“Ey Rabbim…
Neredesin ki sana hizmet edeyim?
Çarığını dikeyim,
saçını tarayayım,
sana süt getireyim…
Ellerini öpeyim,
uyuyacağın yeri hazırlayayım…
Bütün keçilerim sana feda olsun…”
Çobanın sözleri,
zahirde kusurlu görünüyordu.
Fakat içinde gösteriş değil,
yalnızca sevgi vardı.
Musa aleyhisselâm durdu.
Çobanın kullandığı ifadeleri,
Allah’ın yüceliğine uygun bulmadı.
“Söyle,” dedi,
“Sen kiminle konuşuyorsun?”
Çoban,
çocukça bir teslimiyetle cevap verdi:
“Bizi yaratan Allah ile…”
Musa’nın İtirazı
Bunun üzerine Musa aleyhisselâm onu sertçe uyardı.
Allah’a insan gibi hitap etmenin,
O’nu ihtiyaç sahibi gibi düşünmenin yanlış olduğunu anlattı.
“Bu nasıl sözdür?” dedi.
“Allah’ın çarığa, süte, uykuya ihtiyacı mı olur?”
Çobanın yüzü soldu.
Bir anda bütün neşesi söndü.
Kalbine ağır bir mahcubiyet çöktü.
Bir ah çekti…
Elbisesini yırttı…
Ve sessizce çöle doğru yürüyüp kayboldu.
Kalbin Söylediği
Fakat Mesnevî’nin sırrı tam da burada başlar.
Çünkü bazen kusurlu sözler,
kusursuz kalplerden çıkar.
Ve bazen insan,
bir başkasının yanlışını düzeltmeye çalışırken,
onun Rabbine açılan kapısını kapatabilir.
Belki de bu kıssa bize şunu sormaktadır:
Biz,
insanların diline mi bakıyoruz,
yoksa kalplerindeki yanışa mı?
Hikâyenin asıl derinliği ise bundan sonra başlayacak…
Çünkü birazdan,
Yüce Hakk’ın Musa aleyhisselâma hitabı gelecek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.