Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de orucun eşsizliğini
vurgulamıştır. İmam Nesâî’nin naklettiği bir hadis-i şerifte, bir sahabe, “Ya Rasulallah!
Bana bir iş emret ki, onu senin isteğinle yapayım” dediğinde, Rasulullah
(s.a.v.), “Oruç tut, çünkü orucun misli yoktur” buyurmuştur.
Tasavvufta Orucun Yeri
Tasavvuf ehli, orucu sadece bedensel bir ibadet olarak
görmemiş, aynı zamanda nefsin terbiyesi için bir araç olarak değerlendirmiştir.
Oruç, nefse en zor gelen ibadetlerden biridir; çünkü sadece haramlar değil,
helal olan şeyler bile bir süreliğine terk edilir. Tasavvuf alimleri, orucu üç
seviyede ele alır:
- Âvâmın orucu: Yemek, içmek ve cinsel ilişkiden uzak
durmak.
- Hâvassın orucu: Kalbi ve tüm azaları haramdan korumak.
- Ehâssü’l-havâsın orucu: Allah’tan başka her şeyden
uzaklaşmak.
Hz. Mevlana’nın Oruç Anlayışı
Hz. Mevlana, oruca büyük önem veren bir Hak âşığıdır.
Kendisine uzun yıllar hizmet eden Feridun bin Ahmed (Sipehsalâr), Hz.
Mevlana’nın oruçlarını şöyle anlatır: “İslam’da senede bir ay oruç farzken,
takva ehli üç ay oruç tutar. Bazıları üç gün, bir hafta ya da kırk gün (erbain)
oruç tutar ve iftar eder. Ancak Hz. Mevlana, açlığı son sınırına taşımış ve
‘Tam kırk sene midemde bir taam uyumadı’ buyurmuştur.”
Hz. Mevlana, sülûkunun başlangıcında üç gün, bir hafta veya
kırk gün oruç tutup iftar ederken, ilerleyen dönemlerde Ramazan’da sadece
bayram günü iftar ettiği görülmüştür. İftarlarında ise on lokmayı geçmeyen
yemek yemiş, ardından midesini boşaltarak, “Sinemde bir ejderha var, o gıdaya
tahammül etmiyor” demiştir.
Bu üstün halleri anlamak için Erzurumlu İbrahim Hakkı
Hazretleri’nin Marifetname’deki sözleri yol göstericidir: “İki tür açlık
vardır: İsteğe bağlı açlık, irfan yoluna yeni girenler içindir. Mecburi açlık
ise tahkik makamına ulaşanların açlığıdır. Bu seviyede nefis, aç kalmaz.”
Hz. Mevlana’nın Oruç ve Ramazan’a Dair Sözleri
Hz. Mevlana, orucun manevi derinliğini şu hikmetli sözlerle
ifade etmiştir:
- “Orucu elden bırakmayın; çünkü o, kalplerdeki gizli
bilgilerin anahtarıdır. Açlık, hikmet bulutu, gözün nuru ve ibadetin
kapısıdır.”
- “Oruç, bedenlerin doktoru ve ruhların koruyucusudur.
Vücudu hastalıktan, ruhu tembellikten temizler.”
- “Ramazan geldi; aşk ve iman padişahının sancağı erişti!
Maddi yiyeceklerden el çek, çünkü göklerden manevi rızık geldi.”
- “Oruç, iyiyle kötüyü ayıran bir mihenk taşıdır. Göklerin
ötesinden gelen manevi bir gıdadır.”
Hz. Mevlana’ya göre oruç, sadece bedensel bir ibadet değil,
aynı zamanda kalbin ve ruhun arınmasıdır. Ramazan, nefsin esaretinden
kurtularak Allah’a yakınlaşma fırsatı sunar. Bu mübarek ayda, sabır ve açlıkla
gönül evine misafir gelen can, ilahi rızka kavuşur.
Sonuç
Oruç, Hz. Mevlana’nın öğretilerinde hem bedensel hem de
manevi bir arınma yoludur. Onun oruca dair sözleri, günümüz dünyasında nefsin
engelleriyle mücadele edenler için bir rehber niteliğindedir. Ramazan’ın
bereketiyle, orucun hikmetini anlamaya ve yaşamaya gayret edelim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.