![]() |
Akşemseddin Hazretleri ve İstanbul Fethi’nin manevi
mimarlığı”. |
Asıl adı Muhammed, lakabı Ak olan Akşemseddin Hazretleri,
Şam’da dünyaya gelmiştir. Şeyh Şehabettin Sühreverdi’nin neslinden gelen
Akşemseddin’in soyu, Hz. Ebubekir Sıddık’a (r.a.) uzanır. Bu kutlu silsile,
onun manevi mirasının ne denli köklü olduğunu gösterir. Genç yaşta ilim
tahsiline başlayan Akşemseddin, hem zahiri hem batıni ilimlerde derinleşerek
zamanının önde gelen alimlerinden biri olmuştur.
Akşemseddin Hazretleri, Hacı Bayram Veli Hazretleri’ne intisap ederek manevi yolculuğuna başlamıştır. Rivayete göre, bir gün bir köpeğin önüne dökülen yemeği yemesi, onun Hacı Bayram Veli’ye bağlanmasına vesile olmuştur. Bu menkıbe, Akşemseddin’in tevazuunu ve gönül gözünün açıklığını gösterir. Hacı Bayram Veli’nin terbiyesi altında, nefsini terbiye ederek Hak yolunda büyük bir veli olmuştur.
Manevi ve Maddi Tababet Ustası
Akşemseddin Hazretleri, sadece manevi ilimlerde değil, maddi
ilimlerde de eşsiz bir yetkinliğe sahipti. Bitkilerle hazırladığı ilaçlarla pek
çok kişiyi tedavi ettiği bilinir. Rivayet edilir ki, “Yürüdüğü yerde otlar,
kendisine hangi hastalığa şifa olduklarını söylerdi.” Bu, onun hikmetinin ve
Allah’ın lütfettiği kerametin bir nişanesidir. Zamanının Lokman Hekimi olarak
anılan Akşemseddin, hastaların bedenlerini iyileştirirken, gönüllerine de şifa
dağıtmıştır.
Bir başka menkıbesinde, Akşemseddin’in bir hastayı tedavi
ederken bitkilerden aldığı ilham anlatılır. Bir gün, bir hastanın derdine
derman ararken, bir otun ona fısıldadığı rivayet edilir: “Beni kaynat, suyumu
içir, şifa bulsun.” Akşemseddin, bu ilahi ilhamla hastayı iyileştirmiş ve
çevresindekilere Allah’ın yaratılışındaki hikmeti göstermiştir. Bu olay, onun
tababet ilmindeki derinliğini ve manevi sezgisinin gücünü ortaya koyar.
İstanbul Fethi’nde Akşemseddin’in Rolü
İstanbul’un fethi, 54 gün süren çetin bir mücadeleyle
gerçekleşmiştir. Fatih Sultan Mehmet Han, askeri dehasıyla surları döverken,
Akşemseddin Hazretleri, Akbıyık Sultan ve Hoca Paşa gibi gönül erleriyle
birlikte gazilere manevi destek vermiştir. Avrupa’dan gelen gemiler hisara
yardım taşırken, fetih umudu zaman zaman zayıflamıştı. İşte bu zor anlarda,
Fatih, Akşemseddin’e, “Hisarın fethi mukadder mi?” diye sorması için
Veliyyüddinoğlu Ahmed Paşa’yı gönderdi.
Akşemseddin Hazretleri, hikmet dolu bir cevap verdi:
“Yüce Hak, mutlak güçlü ve cömerttir. Onun feyzine
bakılırsa, bu fesat yurdu bir sivrisinek kadar değersizdir. Din erbabı
mücahitler, İslam sancağını dikmek için gayret ederse, zafer kapısı açılır.”
Fatih, daha açık bir müjde isteyince, Akşemseddin murakabeye
daldı. Mübarek yüzü terle kaplanmış halde, şöyle buyurdu:
“Yarın tanyeri ağarırken, gayretle hisara yürüyün. Allah’ın
izniyle zafer kapısı açılır. Ezan sesiyle surun içi dolar, gaziler sabah
namazını hisar içinde kılar.”
Bu müjde, gazilere büyük bir moral oldu. Nitekim, Hicri 857 (M. 1453) yılında, Akşemseddin’in işaret ettiği gibi fetih gerçekleşti. Ezan sesleri Konstantinopolis’te yankılandı, İslam sancağı surlara dikildi. Akşemseddin, sadece dualarıyla değil, fetih öncesi ve sonrası Fatih’e verdiği nasihatlerle de bu zaferin manevi mimarı oldu.
Akşemseddin’in Menkıbelerinden Bir Demet
Akşemseddin Hazretleri’nin hayatı, keramet ve hikmetle
doludur. İşte bir başka menkıbe:
Bir gün, Fatih Sultan Mehmet, Akşemseddin’e, “Efendim,
fetihten sonra ne yapalım?” diye sorar. Akşemseddin, tebessümle cevap verir:
“Zaferle kibirlenme, şükret. Bu fetih, Allah’ın lütfudur. Gönlünü masivadan
koru, adaletle hükmet.” Bu nasihat, Fatih’in devlet yönetiminde adil bir
padişah olmasına rehberlik etmiştir.
Bir başka rivayette, Akşemseddin’in fetih sırasında bir
gaziye moral verdiği anlatılır. Yorgun düşen bir asker, surların
alınamayacağından korkar. Akşemseddin, onun omzuna dokunarak, “Korkma, Allah’ın
izniyle bu surlar düşer. Sen niyetini temiz tut, cihadın sevabı sana yeter”
der. Asker, bu sözlerle yeniden canlanır ve fetihte büyük bir gayret gösterir.
Akşemseddin’in Öğretileri
Akşemseddin Hazretleri, sadece fetihte değil, hayatının her
anında Allah’a teslimiyeti öğütlemiştir. Onun şu sözü, manevi yolun özünü
yansıtır:
“Kalbinizi Allah’tan gayrısına bağlamayın. Her zafer, O’nun
lütfuyla gelir; her nimet, O’nun ihsanıdır.”
Ayrıca, Akşemseddin’in talebelerine nasihati şöyledir:
“İlim, amelsiz fayda vermez. Amel, ihlassız makbul olmaz.
İhlas, Allah’ın rızasını gözetmektir.”
Bu öğretiler, onun hem bir alim hem de bir mürşid olarak
etkisini gösterir.
Akşemseddin Hazretleri, İstanbul’un fethinde duaları, hikmeti ve nasihatleriyle bir manevi mimar olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’in hocası, gazilerin rehberi, hastaların şifacısı olan bu büyük veli, ilmi ve irfanıyla tarihe ışık tutmuştur. Onun menkıbeleri, bugün bile gönüllere hitap eder. İstanbul’un fethi, maddi ve manevi güçlerin birleşimiyle kazanılmış; Akşemseddin Hazretleri, bu zaferin ruhunu dokuyanlardan biri olmuştur.
Sizce Akşemseddin Hazretleri’nin fetihteki manevi rolü,
bugünün dünyasında bize ne öğretir? Yorumlarınızı bekliyoruz!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.