Hakim Senâi Mesnevî, I/2035’de Hz. Mevlana’dan nakil
Hakim Senâi, Gazne’de doğmuş, sarayda gazeller söylemiş, sonra bir dervişin tek cümlesiyle dünyayı terk etmiş bir şairdir. Tam adı Ebü’l-Mecd Mecdeddîn Âdem b. Ebü’l-Hasan el-Gaznevî’dir. 1045-1050 yılları arasında Gazne’de gözlerini açmış, 1131’de aynı şehirde gözlerini yummuştur. Sarayda “hekim” lakabıyla anılır; hem şiir yazar hem hastaları tedavi edermiş. Bir gün bir derviş kapısına gelip, “Senin şiirlerin sarayda okunuyor, Allah katında bir hardal tanesi kadar değeri yok!” deyince, Senai sarayı, gazeli, şarabı bırakır. Çöle düşer. Hadîka’yı yazmaya başlar.
Senai’nin en büyük eseri
Hadîkatü’l-Hakîka ve Şerîatü’t-Tarîka’dır. On binin üzerinde beyitten oluşan bu manzum risale,
tasavvufun ilk büyük şiirsel ansiklopedisidir. Her bölüm bir bahçe gibidir: aşk, korku, vahdet, nefis, peygamberler, kıssalar.
Tariq al-Tahqiq, Seyr al-‘Ibad ila’l-Ma‘ad gibi diğer manzumeleri kayıptır; sadece alıntıları kalmıştır.
Divan’ı ise yedi binin üzerinde gazel içerir; aşkın en saf, en keskin hâli.
Hadîka, aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılmıştır. Bu vezin, ileride
Mesnevi’nin de damarı olacaktır.
Hz Mevlana, Senai’yi “üstad” sayar.
Hüsamettin Çelebi bir gün, “
Senai’nin Hadîka’sı gibi bir kitap olsa,” der. Hz Mevlana kalemi eline alır, Mesnevi doğar. Hz Mevlana, Macâlis-i Seb‘a’da Senai’yi
Attar’dan üstün tutar. “
Senai’nin bir beyti, Attar’ın bir divanına bedeldir,” der. Akademik incelemeler, Mesnevi’de Senai’den tam 42 iz bulmuştur: 12 doğrudan alıntı, 18 tema benzerliği, 12 hikâye yapısı.
Mesnevi’de Senai’nin Sözleri ve Şerhi
1. Atın Sudan Ürkmesi (IV. Defter, 3340-3350)
Senai, Hadîka’da şöyle der:
“Su kendi rengindedir, ama at onu yılan sanır.”
Hz Mevlana bu beyti başlık yapar, genişletir:
“Ey yolcu, sen de kendi korkularının esirisin. Suyun berraklığını göremezsin.”
Senai imgeyi koyar: su = hakikat, yılan = korku. Hz Mevlana onu hikâyeye döker. Seyis atı suya götürür, at ürker, seyis ıslık çalar, at koşar. Sonunda anlar ki yılan yoktur.
Hz Mevlana şerh eder: Korku, hakikati perdeleyen bir illüzyondur. Nefis, suyun üstündeki gölgeyi yılan sanır.
2. Seyislerin Islık Çalması (I. Defter, 1500-1520)
Senai:
“Seyis ıslık çalar, at koşar. Aşk da böyle çeker insanı.”
Hz Mevlana bu beyti alır, Peygamber’in davudi sesine bağlar:
“Senai’nin ıslığı, Hz. Muhammed’in nidasıdır.”
Şerh: Aşk, ıslık gibidir. Kulak vermeyen duymaz. Peygamber’in “Gel!” sesi, Senai’nin ıslığıdır. Hz Mevlana, Senai’nin metaforunu evrenselleştirir.
3. Vahdet-i Vücud’un İlk Tohumu
Senai:
“Her zerrede O’nun nuru parlar. Ayna kırık olsa da, yansıma birdir.”
Hz Mevlana:
“Kadeh kırılır, şarap kalır. Suret gider, mana bâkîdir.”(I, 600-620)
Senai,
vahdet-i vücud fikrini ilk kez şiirle söyler. Hz Mevlana onu hikâye diliyle açar:
Suretler kadehtir, mana şaraptır. Kadeh kırılsa, şarap yere dökülmez; hakikat bâkîdir.
Senai, saraydan çöle yürüyen bir yolcudur. Hadîka’sıyla tasavvufun ilk büyük manzumesini yazar. Hz Mevlana, onun nurunu Mesnevi’de 42 kez yakar. Senai’yi okumak, Hz. Mevlana’yı daha derinden anlamaktır. Çünkü:
Ey arayan! Senai’nin Hadîka’sında bir hardal tanesi bul,
Mevlana’nın Mesnevi’sinde bir okyanus gör.
Senai’den 5 Etkileyici Beyit (Hadîka ve Divan’dan – Özgün Çeviri)
1.
“Aşk geldi, evim dar geldi;
Kapıyı kırdım, gökyüzüne çıktım.”
(Aşkın dar kalıpları yıkan gücü)
2.
“Dil susar, gönül konuşur;
Söz biter, hâl başlar.”
(Tasavvufun sessiz dili)
3.
“Ben yok oldum, O kaldı;
Ayna kırıldı, nur parladı.”
(Fena fillah – yok oluş)
4.
“Sarayda taht arayan,
Çöldeki dervişin gölgesinde uyur.”
(Dünya hırsının boşluğu)
5.
“Bir damla oldum, denize düştüm;
Artık ne damla var, ne deniz.”
(Vahdet-i vücud’un zirvesi)
Kaynakça:
- Mesnevi, Mevlana Celaleddin Rumi (Farsça tam metin:
- Hadîkatü’l-Hakîka, Hakim Senai (Farsça tam metin:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.