22 Ağustos 2019 Perşembe

MEKTÛBAT (FATIMA HATUN'A...)





     Mektûbat; 147 mektuptan oluşmaktadır. Bu mektupların bazıları kendi aile üyelerine bazıları devrin âlimlerine, dostlarına, arkadaşlarına ve devlet büyüklerine gönderilmiştir. Mektupların içeriğine bakıldığında önce övgü dolu sözler, o kişiyi yüceltici sıfatlar olduğu ve daha sonra gönderilen kişiye göre mektubun devam ettiği görülür. Devlet ricâline gönderilen mektupların bir işin halledilmesi için veya o iş yapılmışsa teşekkür etmek için yazılmıştır. Oğlu Alaaddin'e gönderdiği mektupların, Alaaddin'in bir dargınlık sebebiyle evden ayrılmasından sonra geri dönmesi için yazılmıştır. Bunun gibi diğer mektuplar da çeşitli konularda gönderilmiştir. Mektupların gönderildiği kişilerin bir kaçının ismini yazmak gerekirse; Sultan İzzeddin Keykâvus, Muineddin Pervane, Hüsameddin Çelebi, Sâhip Ata gibi daha başka isimler de bulunmaktadır. Bu mektuplardan birisi de Sultan Veled hazretlerinin eşi Fatıma Hatun'a yazılmıştır. Fatıma Hatun Sultan Veled Hazretlerinin eşi olması dolayısıyla Hz. Mevlânâ'nın gelini, Selâhaddîn Zerkûb hazretlerinin de kızıdır. Mektup şu şekildedir; 

            FATIMA HATUN'A

     Canım, canına karışmıştır, birleşmiştir;
     Seni inciten her şey, beni de incitir.

     Ululandıkça ululansın, Allah'a tanık getiririm, ant içerim yüce Allah'ın önüne ön olmayan zatına; özü doğru evlâdımızın hatırı, neden yaralanırsa, sizin gamınız, on kat artığıyla bizim gamımızdır; sizin düşünceniz, tasanız, bizim düşüncemizdir; bizim tasamızdır. Şeyhlerin padişahının, gerçekler ışıklarının doğrusunun hakları, bağışları, efendilikleri, bu duacının boynunda bir borçtur ki hiçbir suretle şükretmekle, hiçbir hizmetinde bulunmakla bunu ödemeye imkân yoktur; Allah, onun ruhunu kutlasın; onun şükrünü, ancak yüce Allah'ın hazinesi ödeyebilir.




     Evlâdımdan dileğim şudur: Babasından hiçbir şey gizlemesin; kimden incinirse söylesin; Allah dilerse, ne kadar mümkünse o kadar, yardımda kusur etmem, bunu canıma minnet bilirim. Hatta aziz oğlum Bahâeddin, sizi incitmeye uğraşırsa gerçekten, ama gerçekten, gönlümü, sevgimi alırım ondan; sevmekten vazgeçerim onu; selamına cevap vermem; cenazeme bile gelmesin; istemem...

     Ondan başka kim olursa olsun, hükmüm gene budur. Yalnız hiç gam yememeni, dertlenmemeni isterim. Ulular ulusu Allah, yardımınızdadır sizin.

     Sizin hakkınızda kötü söz söyleyen olursa, bilin ki deniz, köpeğin ağzıyla temizlenmez; şeker kamışı dengi, sinek düşmekle değerinden düşmez. Şuna iyiden iyiye inanmışım ki, yüz bin kez, biz mazlumuz diye ant içseler, sizin hakkınızda duada bulunmayanları, sizi sevmeyenleri mazlum tanımam; zalim bilirim; antlarını, özürlerini kabul etmem. Vallahi, billahi, tallahi hiçbir özürlerini, hiçbir antlarını, hiçbir düzenlerini kabul etmem...

     Sizin hakkınızda kötü söyleyenin ağlayışına da aldırış etmem; mazlum sizsiniz. Size hürmet etseler, efendi, efendimizin evlâdı deseler size; bu sözü yüzünüze karşı söyledikleri gibi, iki yüzlülük etmeyip arkanızdan da aynı sözü söyleseler; ayıbı, kusuru, kendilerine verseler, suçlu biziz deseler, bütün bunlarla bile, hepsi de zalimdir, mazlum sizsiniz. Çünkü sizin hakkınız, o sultanın hakkı, onların yaptıkları işlerden, söyledikleri sözlerden yüzlerce kat artıktır. Vallahi de böyledir; billahi de böyledir; tallahi de böyle...




     Ben, nezaketim yüzünden bir toplumun yüzüne zehir gibi gülsem bile, hamd olsun. Yüce Allah, bana o aydın gönlü vermiştir; bilirim ve anlarım ki, onlar, canla gönülle Hakk'a, Hakk'ın kullarına, apaçık, doğru bir gönülle bağlanmadıkça, düzeni bulanık suya attıkça, işleri ters gösterdikçe, Allah'ın kullarının ayaklarına toprak olmadıkça, onlara kul köle kesilmedikçe ben, bu işi, doğru gönülle yapmamışımdır bunu. Babanızın inancı budur; bu inançla ölürüm, bu inançla mezara giderim. Allah için olsun, Allah için, bu babanızdan hiç gizlemeyin; halleri, bir bir bana söyleyin de, Allah'ın yardımıyla, mümkün olduğu kadar yardım edeyim.

     Siz, o sultanın eserlerinden, Hak amanının heykelisiniz bu âlemde; sizin bereketinizle onun tertemiz ruhu, yeryüzündekilere, sizin sebebinizle, yüz binlerce yardımda bulunur. Eserleriniz, hiç mi, hiç eksik olmasın; soyunuz kesilmesin, hem de kıyamet gününe dek; sizin ve oğullarınızın gönlünlü gamlanmasın...

                Öyle olsun ey âlemlerin Rabbi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.