Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. (Lokman, 34)
Tefsir-i Beyzâvi’de şöyle rivâyet edilir, ölüm meleği Hz. Süleyman’ın yanından geçerken oturanlardan birine uzun bir süre baktı. Kendisine bakılan kişi, “Bu kimdir ey Süleyman” diye sorunca o da “Ölüm meleğidir.” dedi. Adam, “beni öldürmek istiyor sanki” dedi. Sonra bir rüzgâr o adamı alıp Hint diyarına götürdü. Ölüm meleği de “Bu sizin aranızda ne arıyor? Ben o adamın canını Hint diyarında almakla vazifeliyim. Burada görünce uzun uzun baktım.” dedi.
AZRAİL’İN BİR ADAMA BAKMASI, O ADAMIN SÜLEYMAN’IN SARAYINA KAÇMASI.
Kuşluk vakti cömert bir adam Hz. Süleyman’ın adalet sarayına gitti. Adamın yüzü dertten sararmış, dudakları da morarmıştı. Süleyman (as.) ona: “sana ne oldu?”. Dedi.
Adam Hz. Süleyman’a dedi ki: “Azrail bana öyle sert ve öfkeli baktı ki…”
Süleyman aleyhi’s-selâm ona dedi: “rahat ol ve şimdi benden ne istiyorsan iste.” Adam Süleyman’a (as.) “ey canımızı koruyan, rüzgâra emret de beni buradan alıp Hindistan’a kadar götürsün. Böylece canımı ondan kurtarayım.”
Süleyman (as.) rüzgâra emretti; rüzgâr da adamı oradan alıp Hindistan’da bir adaya kadar götürdü. Ertesi gün halk ile görüşme vakti gelince Süleyman (as.) Azrail (as.)’a: Neden o Müslüman’a gazapla ve şiddetli bir şekilde baktın da o canından avare oldu?” dedi.
Azrâil Süleyman (as.)‘a: Ne zaman ona öfkeyle bakmışım? Ben sadece yolumdan giderken onu görünce şaşırmıştım, onun için baktım. Çünkü Hak Teâlâ bana buyurdu ki, “Ey Azrail! Haydi, git ve onun canını bugün Hindistan’da al.” dedi. Onu görünce şaşırdım. Dedim ki, “onun yüz kanadı olsa bile o Hindistan’a gidemez.”
Sen dünyanın bütün işlerini bununla kıyas et, gözünü aç ve bak.
Kimden kaçıyoruz? Kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz Hak’tan mı? Ne vebal!
HOW ‘AZRA’IL (AZRAEL) LOOKED AT A CERTAIN MAN, AND HOW THAT MAN FLED TO THE PALACE OF SOLOMON; AND SETTING FORTH THE SUPERIORITY OF TRUST IN GOD TO EXERTİON AND THE USELESSNESS OF THE LATTER.
One forenoon a freeborn (noble) man arrived and ran into Solomon’s hall of justice,
His countenance pale with anguish and both lips blue. Then Solomon said, “Good sir, what is the matter?”
He replied,-“Azrael cast on me such a look, so full of wrath and hate.”
“Come,” said the king, “what (boon) do you desire now? Ask (it)!” “O protector of my life,” said he, “command the wind
To bear, me from here to India. Maybe, when thy slave is come thither he will save his life.”
He (Solomon) commanded the wind to bear him quickly over the water to the utter most part of India.
Next day, at the time of conference and meeting, Solomon said to Azrael:
“Didst thou look with anger on that Moslem in order that he might wander (as an exile) far from his home?”
Azrael said, “When did I look (on him) angrily? I saw him as I passed by, (and looked at him) in astonishment,
For God had commanded me, saying, ‘Hark, to-day do thou take his spirit in India.”
From wonder I said I said (to myself), ‘(Even) if he has a hundred wings, ‘tis a far journey for him to be in India (to-day)!
In like manner judge of all the affairs of this world and open your eye and see!
From whom
shall we flee? From ourselves? Oh, absurdity! From whom shall we take
(ourselves) away? From God? Oh, crime!
DİĞER HİKAYELER - OTHER STORIES
The Story Of The Greengrocer And The Parrot And The Parrot's Spilling The Oil In The Shop
BAKKAL VE TÛTÎ (TURKISH - ENGLISH)
--------
Story of the Jewish king who for bigotry’s sake used to slay he Christians Part 1 (-2-) (-3-) (-4-)
-------
-------
------
------
THE STORY OF THE CONTENTION BETWEEN THE GREEKS AND THE CHINESE IN THE ART OF PAINTING AND PICTURING.
-------
------
Daha başka hikayeleri ve Hz. Mevlana ile ilgili çeşitli paylaşımları blogtan bulabilirsiniz.
Daha başka hikayeleri ve Hz. Mevlana ile ilgili çeşitli paylaşımları blogtan bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.