28 Nisan 2019 Pazar

SERÎ-İ SAKATÎ HZ. (Silsile-i Mevleviyye 6)





SERÎ-i SAKATÎ HZ. (v.253/867)

          İşittim yabanda bir hoş nida;
          Ama bir deveci ediyordu seda..
          Onun için gizli ağlarım ebedî;
          Ki benden ayrılıp olasın cüda..  (Nefahat’ül-Üns, s. 188)   

        Evliyanın büyüklerinden, ehl-i tasavvufun önderlerinden, zühd ve takva sahibi büyük bir zattır. Tam ismi, Ebu’l-Hasan Serî b. Muğallas Sakatîdir (Kuşeyrî Risalesi s.100). Bağdatlıdır. Bağdat'da bir hurda dükkânı vardı ve geçimini böyle sağlardı. Sakatî diye anılmasının sebebi de hurda satmasından dolayıdır. Cüneyd-i Bağdâdî’nin (k.s)) dayısı, Ma’rûf-i Kerhî ‘nin de (k.s) mürididir.  Tasavvufa yönelişini Ma’rûf-i Kerhî’nin (k.s)) kendisine yaptığı dua vesîlesiyle olduğunu söyler ve bu duaya sebep olan olayı da şöyle anlatır: “Ma’rûf-i Kerhî (k.s), yanında bir çocukla bana gelip,
        -Bu küçüğü giydir, dedi. Bende çocuğa elbise giydirdim. Bunun üzerine Ma’rûf-i Kerhî ‘nin (ks),
        -Hak Teâlâ kalbini dünyadan nefret ettirsin ve seni bu meşguliyetten kurtarıp rahata erdirsin, dedi. Ma’rûf-i Kerhî ‘nin (ks) duasının hürmetine ve bereketine birden bire dünyadan el etek çektim” demiştir.
         Tam bir teslimiyetle yönünü Allah’a dönen Serî-i Sakatî (ks), hayatının bu döneminde daha çok ibadet ve riyazetle meşgul olur. Önceleri dünyalığını kazandığı dükkânında, artık ahreti için çalışmaya başlar. Hurda dükkânının perdesini kapatır ve günler süren taat ve Hakk’a münacatla ilgilenir. Bununla ilgili Cüneyd-i Bağdâdî (ks) şöyle söylemiştir: “İbadette Serî-i Sakatî’den (ks) daha kâmil hiç kimse görmedim, doksan sekiz yaşında olduğu halde, ölüm hastalığı müstesna yanını yere koyup yatmamıştır”.
          Serî-i Sakatî (ks), hicretin 253. (M. 867) yılında bir Ramazan ayı sabahı vefat etti. Vefatından önce, yatağında iken Cüneyd-i Bağdâdî’ye (kuddise sırruhû) şöyle nasihatte bulunur:
        “Bilhassa şerli kimselerle sohbet etmekten sakın. Hayırlı zatlarla sohbet ettiğin zaman da, Allah’tan kesilmekten sakın” demiştir.




         Hasta Ziyareti

      Şöyle söyler:
         -Bir keresinde, Tarsus’ta hasta oldum. Ağırcanlı âbidlerden bir grup ziyaretime geldiler. Onlar, gönül ehli değil, zamane hafızları idi..
         Bunlar, beni görmeye geldiler; yanımda o kadar oturdular ki bana bıkkınlık geldi; kırıldım..
         Sonra benden dua etmemi istediler; elimi açıp şöyle dedim:
         -Allah’ım, bize hasta ziyaretinin nasıl yapılacağını öğret..

        Dua

      Nakledilir ki, otuz sene mücâhedeyle meşgul olan bir zat vardı. “Bunu neyle buldun?” diye sordular.
        -Serî-i Sakatî’nin duası sayesinde, dedi.
        -Nasıl oldu, dediler. Adam anlattı:
        -Bir gün Serî-i Sakatî’nin (kuddise sırruhû) evine gidip kapısını dövdüm. İçeride halvet halindeydi. “Kim o?” diye seslendi. “Bir âşina” dedim. “Eğer âşina olsaydın onunla meşgul olur, bize meyletmezdin” diye ilave etti. Sonra, “Rabbim! Bu zatı, başkalarıyla meşgul olmaya ihtiyaç duymayacak bir biçimde kendisiyle meşgul et” diye niyazda bulundu. Bu duayı yaptığı anda sineme bir şeyin indiğini hissettim ve iş bu raddeye vardı.




        Buyurmuştur ki:

      -Ey gençler! Bizden ibret alıp gençken amel ediniz. İhtiyarlamadan, zayıflamadan ve benim gibi (amel ve ibadette) kusurlu olma durumuna düşmeden evvel çalışınız.  Demişlerdir ki, Serî-i Sakatî (kuddise sırruû) bu sözü söylediği vakit, hiçbir genç onun kadar ibadet etmeye takat getiremiyordu.
         -Dil, kalbin tercümanı; yüz, gönlün aynasıdır. O yüzden, kalbinde gizlediklerin yüzünden belli olur.
         -Şehvet ve nefsanî arzu sebebiyle işlenen her günahın affedilmesi ümit olunabilir. Sebebi kibir ve gurur olan bir günahın affolunması ise asla ümit edilemez. İblis’in günahı kibirden, Hz. Âdem’in (aleyhisselam) hatası şehvetten kaynaklanmıştır, bu da ona delildir.
         -Sünnet dâhilinde işlenen az iş, bid’atla olan çok amelden hayırlıdır. Takva ile olan amel hiç azımsanabilir mi? (Sülemî, s. 52 nakledilmiştir.)
         -Halkın en anlayışlı olanı, Kur’an’ın esrarını anlayan ve bu esrar üzerinde düşünüp taşınandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.