![]() |
| Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Hz. İsa’nın Ahmaklardan Kaçışı |
Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî-i Şerîf’i, hikmet ve mana dolu hikâyelerle insanlığa yol gösterir. Bu hikâyelerden biri, Hz. İsa’nın (a.s.) ahmaklardan dağa kaçışını anlatır. Bu kıssa, dinini korumak isteyenlerin, aklı ve kalbi kör eden ahmaklıktan uzak durması gerektiğini öğretir. Hz. Mevlânâ, Hz. İsa’nın (a.s.) kaçışını korku değil, manevi bir güvenlik ve öğreti olarak sunar. Gelin, bu hikâyeyi ve bize sunduğu dersleri birlikte keşfedelim.
Hz. İsa’nın (a.s.) Ahmaklardan Kaçışı
Mesnevî’de şöyle bir hikâye geçer:
Hz. İsa (a.s.), sanki kanını aslan dökecekmiş gibi dağa
doğru kaçıyordu. Bir adam peşinden koştu ve “Hayırdır, ardında kimse yok, kuş
gibi neden kaçıyorsun?” dedi. İsa (a.s.), telaşla koşarken cevap vermeye vakit
bulamadı. Adam, ciddiyetle seslendi: “Allah rızası için bir an dur! Kimden
kaçıyorsun? Ne aslan var, ne düşman!”
Hz. İsa (a.s.) cevap verdi: “Ahmaklardan kaçıyorum, git
işine! Kendimi kurtarıyorum, ayak bağı olma.” Adam şaşırdı: “Sen Mesih değil
misin? Körü, sağıfı iyileştiren, gaybın efsununu taşıyan, çamurdan kuşlar yapan
sen değil misin? Kimden korkuyorsun?”
Hz. İsa (a.s.) şöyle buyurdu: “Hakk’ın zâtına and olsun… Ben
o efsunu ve İsm-i Azam’ı sağıra, köre okudum, iyileşti. Dağa okudum, yarıldı.
Ölüye okudum, dirildi. Ama ahmağın kalbine yüz bin kez sevgiyle okudum, derman
olmadı. Mermer kesildi, huyundan vazgeçmedi. Kum kesildi, onda ekin bitmedi.”
Adam sordu: “Hakk’ın adı neden burada etkisiz kaldı?” Hz.
İsa (a.s.) cevapladı: “Ahmaklık, Allah’ın kahrıdır. Körlük ve hastalık beladır,
acınasıdır. Ama ahmaklık yaralayıcı bir derttir. Allah, ahmağın kalbini
mühürlemiştir. Ondan İsa gibi kaç, çünkü ahmakla birliktelik nice kanlar
döker.”
Bu hikâye, ahmaklığın manevi bir körlük olduğunu ve ondan
korunmak için uzak durmanın gerektiğini vurgular. Hz. İsa’nın (a.s.) kaçışı,
korkudan değil, dinini ve kalbini koruma çabasındandır.
Ahmaklık Nedir? Neden Kaçılmalı?
Hz. Mevlânâ, ahmaklığı sadece cehalet olarak değil, kalbin
hakikate kapalı olması olarak tanımlar. Ahmak, Allah’ın kahrına uğramış,
nefsine ve batıla saplanmış kimsedir. Onunla geçirilen zaman, tıpkı taşa oturan
birinin sıcaklığını kaybetmesi gibi, insanın dinini ve manevi sıcaklığını
çalar. Hz. Mevlânâ, bu hikâyeyle bize şunu öğretir:
- Hakikate Kapalı Kalp: Ahmak, ne kadar nasihat edilirse
edilsin, hakikati görmez. İsm-i Azam bile onun kalbini yumuşatmaz.
- Dinini Koruma: Ahmaklarla gereksiz münakaşa, insanın
imanını ve enerjisini tüketir. Onlardan uzak durmak, manevi bir güvenliktir.
- Öğretici Kaçış: Hz. İsa’nın (a.s.) kaçışı, bize aklı ve
kalbi korumak için sınırlar koymayı öğretir.
Günümüzde Bu Hikmeti Nasıl Uygulayabiliriz?
Bu hikâye, günümüzde de bize önemli dersler sunar. Özellikle
sapkın inançlara kapılanlar, kendilerini mehdi veya peygamber ilan edenlere
inananlar, ahmaklığın bir türü olarak karşımıza çıkar. Hz. Mevlânâ’nın uyarısı,
bu tür insanlarla münakaşaya girmek yerine, onlardan uzak durmayı öğütler.
Günümüz için şu adımları uygulayabiliriz:
- Batıl İnançlardan Kaçının: Kendini mehdi veya peygamber
ilan edenlere karşı uyanık olun, bu tür sapkınlıklara kapılmayın.
- Enerjinizi Koruyun: Hakikati anlamayanlarla gereksiz
tartışmalara girmeyin, kalbinizi ve dininizi koruyun.
- Hikmet Arayın: Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’si gibi hikmet
kaynaklarına yönelin, aklı ve kalbi besleyin.
- Seçici Olun: Çevrenizi, sizi Allah’a yaklaştıran
insanlarla doldurun, ahmaklıkla vakit kaybetmeyin.
Son Söz

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.