12 Şubat 2016 Cuma

Hz. Mevlânâ’nın Sünnet-i Seniyyeye Bağlılığı: Farz ve Sünnetin Manevi Derinliği

Hz. Mevlânâ’nın Sünnet-i Seniyyeye Bağlılığı

    Ehl-i Sünnet, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yolunu takip etmek, onun sünnetine ve Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliğine uymaktır. Kur’ân’da, Peygamber Efendimize itaatin Allah’a itaatle eşdeğer olduğu açıkça belirtilir:

    "Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur." (Nisâ, 4/80) 

    "Peygamber size ne verdiyse onu alın, ne yasak ettiyse ondan sakının." (Haşr, 59/7) 

    "Allah ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, inanan bir erkeğin veya kadının kendilerine ait bir işte tercih hakları olamaz." (Ahzâb, 33/36)

    Bu ayetler, Sünnet-i Seniyyeye uymanın farz olduğunu vurgular. Hz. Mevlânâ gibi Hak dostları, bu ilahi emre en yüksek hassasiyetle riayet etmiş, farz ve sünnetin manevi derinliğini hayatlarına nakşetmiştir. Bu yazıda, Hz. Mevlânâ’nın Sünnet-i Seniyyeye bağlılığını ve bu konudaki hikmetli sözlerini paylaşarak, onun bize bıraktığı manevi mirası keşfedeceğiz.

    Hz. Mevlânâ’nın Sünnet-i Seniyyeye Hassasiyeti

    Hz. Mevlânâ, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymayı bir yaşam biçimi olarak benimsemiş, bunu hem kendi hayatında uygulamış hem de cemaatine vaazlarında teşvik etmiştir. Bir gün cemaate hitaben şöyle buyurmuştur:

    "Peygamber’in (s.a.v.) eshâbı, Sıddık-i Ekber (Hz. Ebû Bekir) ile gazaya gitmişlerdi. Bir kaleyi kuşattılar, ancak fetih uzadı. Hz. Ebû Bekir, ‘İbadet hususuna dikkat ediniz, farzların ve sünnetlerin en ince detaylarını kaçırmış olmayasınız. Bu kuşatma, bunları ihmal etmenizden gecikmiş olmalı,’ dedi. Eshâb, akşam namazı abdestinde misvak kullanmayı unuttuklarını fark etti. Sabah namazı öncesi misvakla abdest aldılar, namazı kıldılar ve kaleyi kuşluk vaktine doğru fethettiler."

    Bu kıssada, Hz. Mevlânâ, sünnetin en küçük detayına bile riayet etmenin önemini vurgular. Misvak gibi bir sünnetin ihmal edilmesi bile bir işin başarısını etkileyebilir. Bu nedenle, o, cemaatine şöyle seslenir:

    "Takatiniz oldukça tam bir itaatle ibadete istek gösteresiniz. Peygamber’in sünnetlerinden en ufak şeyi bile ihmal etmemeye çalışasınız ki, nefs-i emmâre kalesini zapta muvaffak olasınız."

    Hz. Mevlânâ’ya göre, sünnete bağlılık, nefsin vesveselerini ve şeytanın günahları süslü gösterme çabalarını alt etmenin yoludur. Ancak bu şekilde gönül şehri, su ve çamur perdesinden arınarak bayındır hale gelir.

    Sünnetin İnce Detaylarına Özen: Hz. Mevlânâ’nın Örneği

    Hz. Mevlânâ’nın dostlarından Hoca Nefîseddin Sivasî, onun sünnete olan titizliğini şöyle nakleder:

    "Bir gün Hz. Mevlânâ abdest alırken ben eline su döküyordum. Su pazularına kadar gitmemiş olacak ki, bana hiddetle bakarak, ‘Adamakıllı su dök! Peygamber’in sünnetini tamamıyla yerine gelsin!’ buyurdu."

    Bu olay, Hz. Mevlânâ’nın sünnete olan hassasiyetini gözler önüne serer. O, sadece farzlarla yetinmemiş, nafile ibadetleri bile yerine getirerek Peygamber’in (s.a.v.) şeriatını en ince ayrıntısına kadar yaşamıştır. Kur’ân’ın suretiyle derin manalarını birleştiren Mevlânâ, sünneti bir ahlak ve mana yolu olarak görmüştür.

    Sünnet-i Seniyye ve Ahlakın Korunması

    Hz. Mevlânâ, ahlakın bozulmasının ümmetin değerden düşmesine yol açtığını belirtir. Bir hutbesinde, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadisini nakleder:

    "Ümmetimin değerden düşmesi, ahlâklarının bozulduğu andır. Böyle bir zamanda ancak benim sünnetime sarılanlar felah ve kurtuluş bulabilir, hem de onlara yüz bin şehit sevâbı verilir."

    Bu hadis, sünnete sarılmanın, ahlaki çöküş zamanlarında bir kurtarıcı olduğunu vurgular. Hz. Mevlânâ, takva elbisesinin günahlarla kirlenmemesi gerektiğini söyler:

    "Ümmetimin ahlakı bozulmaya başlayınca, takva elbisesini günah kiri kaplar. O Muhammedî ipek kumaşı yıpratırlar, islere-paslara bularlar da bu yüzden değerden düşerler."

    Sünnet-i Seniyye, bu takva elbisesini temiz tutmanın yoludur. Hz. Mevlânâ, sünnete uymanın, insanı hevâ ve heves perdesinden kurtararak Allah’a yakınlaştırdığını ifade eder. İnsan, ancak sünnete sarılarak “manâ gelini”ni bulabilir ve gönlünde vahdetin nurunu hissedebilir.

    Sünnet-i Seniyyeyi Hayatımıza Taşıyalım

    Hz. Mevlânâ’nın öğretileri, bize sünnetin sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir ahlak ve manevi yükseliş yolu olduğunu gösterir. Günlük hayatımızda sünnete uymak için şu adımları atabiliriz:

    - Küçük Sünnetlere Özen Gösterin: Misvak kullanmak, sağ elle yemek yemek gibi küçük sünnetler, Peygamber’e (s.a.v.) bağlılığımızı artırır.

    - Ahlakı Güzelleştirin: Sünnet, sadece ibadetle sınırlı değildir; güzel ahlak, doğruluk ve merhamet de sünnetin bir parçasıdır.

    - Nefisle Mücadele: Sünnet-i Seniyye, nefsin vesveselerini alt etmek için bir kalkandır. Her sünnet, bizi Allah’a bir adım daha yaklaştırır.

- Ezan ve Namaz: Hz. Mevlânâ’nın da vurguladığı gibi, ezan bir davettir. Beş vakit namazı sünnetleriyle birlikte kılmaya özen gösterin.

    Son Söz

Hz. Mevlânâ, Sünnet-i Seniyyeye bağlılığıyla bize bir yol haritası sunar: Peygamber Efendimizin (s.a.v.) izinden gitmek, Allah’a ulaşmanın en güzel yoludur. Onun sünnetine uymak, takva elbisesini temiz tutar ve gönül şehrimizi bayındır hale getirir. Siz sünneti hayatınıza nasıl taşıyorsunuz? Hangi sünnetler sizi Peygamber’e (s.a.v.) daha yakın hissettiriyor?